Amerika’da bulundugum su 6 ay icinde dikkatimi ceken onemli bir nokta oldu.

Ne kadar Amerikaliyla konustuysam hemen hemen hepsi Obama’dan sikayetci; ne kadar Fransizla konussam Sarkozky’den nefret ediyorlar; Alman’a sorsan Merkel tam bir tilki; İtalya ve devrik Berlusconi’den ise hic bahsetmeme gerek yok.

Kisaca yonetimin basinda olan hemen hic kimse vatandaslarini tatmin etmiyor. Durum sadece bize ozgu degil yani; biz şikayet ettiğimiz politikacı profillerinin sadece bizde oldugunu zannederiz, Turkun akli baska calisiyor deriz, gavur olsa affetmez deriz ama hemen hemen her yerde politika ve secim surecleri benzer asamalardan geciyor.

 

Henuz gecen gun baskan aday adayligindan cekilen Perry’nin gaflarini ve Turkiye’yle ilgili yaptigi aciklamalari hatirlasaniza; halen daha aklim almiyor bu tip sabah kusagi programlarindan cikma bir adamin ulkenin en buyuk eyaleti Teksas’in valisi olmasini…

 

Peki vaziyet bu haldeyken neden batili ulkelerin icinde bogulmadigi siyasi ve sosyal meselelerin icinde boguluyoruz; neden basa gecen her hukumet doneminde din, asker ya da dis guclerin korkusunu yasiyoruz; ve de en onemlisi neden toplumun her kesiminin destek verdigi ve guvendigi bir siyasi otoriteye sahip olamiyoruz? Kisiye bagli bir siyasi otoriteyle ulkelerin ic huzurunun ve istikrarinin olusmayacagini neden goremiyoruz?

 

Senelerdir hep kendi kahramanlarimizi cikarmaya ugrastik; kimi saman alevi gibi sondu gitti, kimi icinde bulunduklari zaman dilimi icinde kahramanlastirilip sonradan hain ilan edildiler, kimileri rejimi tehdit ediyorlar diye afaroz edildiler, asildilar ve seneler sonrasinda gozyaslariyla anilmaya basladilar. Demireller, Ecevitler, Evren pasalar, Ozallar ve gunumuz siyasetcilerini de icine alan daha bir cok deneme…

 

Kendi siyasi rejimini kurmus ve demokrasi sorununu asmis ulkeler basa kim gelirse gelsin (Sarkozky bile:) belirli bir cizgide isleyislerini surdurerek toplum duzeni ve siyasi rejim konularinda cok fazla baslari agrimadan ulkelerini yonetebiliyorlar. Ama ilk Turk devletlerinden beri tek adamla yonetilmeye aliskan olan ulkemiz insani, siyasi istikrarin kisiler tarafindan degil, toplumsal uzlasi yoluyla olusturulan kurallarca saglanabilecegini kavrayamamis oldugundan halen daha asker yonetimi ele gecirecek, din elden gidecek, Malezyalasacagiz gibi korkularla her donem benzer seyler yasiyor.

 

Biz gucu severiz ama o gucu paylasmayi sevmeyiz; sozde demokrat oldugumuzu ileri surerken bir yandan da bize muhalefet edenleri susturmanin bir yolunu buluruz.

 

Tarihimiz koyde tarlada calisan teyzeye de, kahvede pispirik ceviren palabiyikli emmiye de, bes vakit namazini eksik etmeyen Haci amcaya da, geceleri gazinodan cikmayan bickin delikanliya da, İstanbul hanimefendi ve beyefendilerine de, papaz efendiye de kendini kabul ettirmis, herkesin guvenini ve saygisini kazanmis tek bir kahraman gordu ve sonrasinda da hep benzer bir kahraman bekledik. Her kotu anda onun adini anar olduk ama her ulkenin boylesi buyuk bir kahramana sadece tek bir sefer sahip olabilecegi gercegini hic kabul etmedik. Kisa yoldan para kazanma hayalleri, baskasinin uzerinden gecinme gibi yollarla hayatimizi surdururken hep bir kahramanin, bir liderin eksikliginden sikayet ederek bu ulkeden bir halt olmaz nutuklari attik.

 

Ama bunca seyi yaparken tek bir seyi unuttuk…

 

Milyonlarin icinde tek bir kisi olarak herhangi bir vasfimiz olmayacagi dusuncesiyle, her kahve muhabbetinde ulkeyi kurtarirken, kendi kendimize ozelestiri yapmak hic aklimiza gelmedi.

 

Siyasi ve toplumsal istikrarin donum noktasinin kisisel bilinclenme ve bilinclendirmeden gectigini hic dusunmedik.

 

Uzerimize dusen gorevleri hakkiyla yapmak icin elimizden gelenin en iyisini yapmaya calismadik.

 

Ulkeyi ben mi kurtaracagim mantigiyla hep bir seylerden kaytarmak, kolay yolu secerek islerimizi yarim birakmayi yegledik.

 

Toplumsal uzlasinin bireysel hosgoruyle saglanabildigini unutarak insanlari ve olgulari dusunmeden, arastirmadan, cevap hakki vermeden elestirmeyi ogrendik.

 

Sifir hosgoru en buyuk sloganimiz oldu. Turklugun en buyuk deger oldugunu ogrendik ama bunu ogrenirken diger irklarin hepsini de Turklerin dusmani diyerek benimsedik, saygi gostermek hic aklimiza gelmedi. Butun Ermenileri serefsiz, Araplari hain, Sirplari kasap olarak bildik, ogrendik ama ilginctir gunluk hayatta karsimiza cikan, tanistigimiz hic bir Ermeninin, Arabin, Sirbin suratina tukurme istegi olusmadi icimizde.

 

Siyasetin ve gorsel-isitsel medyanin yonlendirdigi tahriklerin bireysel iliskilerde hic bir rol oynamadigini gorduk; tarihte yasanan kotu olaylari konusarak, beraber yasini tutarak andik ve bu olgunlugu toplumsal alana neden yayamadigimizi hic bir zaman anlayamadik.

 

Siyasette anlayamadigimiz, bizim disimizda gelisen ve hic bir zaman da hakim olamayacagimiz o kadar fazla sey gelisiyor ki yormayalim kendimizi, siyasetcileri ceyrek asirlardir degistiremedik, bundan sonrasinda da degistiremeyiz.

 

Degisime kendi icimizde baslayalim, siyaset yapmaktan korkmayalim ama siyaseti birey olarak biz temiz sekilde, hosgoruyle yapalim ve degisimi etrafimiza yayalim.

 

Uzerimize dusen sorumluluklari yerine getirip de at gozluklerimizi cikararak etrafimiza bakmayi ogrendigimiz vakit bu sorunlarin hepsini cook gerilerde birakabilecegiz… İnsallah..

 

EmBaBa